2 Temmuz 2016 Cumartesi

Mine Söğüt- Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey


Ama hiçbir şeyi unutmayacak. Unutmak istiyor ama unutamıyor. Çünkü kader yuvarlak. Ne yöne giderse gitsin, insan aynı yere varıyor ve hep aynı yollardan geçiyor.





Kaderle başa çıkmanın tek yolu, ona kafa tutmaktır.






Kelimeler... bilenmemiş jiletler gibiler. Paslı ve tehlikeli.





Herkes ölür. Her şey biter. Ama yine de hayatta aslolan telaştır. İstektir.
Olcayto hissediyor; istemekten vazgeçtiği gün özgürleşecek.







Gerçek şimdi kurtlanmış bir kuş ölüsü.
Kurtları yine kuşlar yiyor. Gerçek dönüşüyor. Kuşlardan kurtlara; kurtlardan yine kuşlara.






Biliyor, dünya istese onları asla karşılaştırmayacak kadar büyük. Ve zaman istese bu karşılaştırmayı milyarlarca kara deliğinden birine çöp gibi atıp, yutup, yok edecek kadar geniş.





Anahtar kabullenmektir. Sonra her şey mümkün olur.






Kadınlar üzüldükleri, sevindikleri, meraklandıkları, vazgeçtikleri, yıldıkları, telaşlandıkları, korktukları, heyecanlandıkları, kırıldıkları, kızdıkları zamanlar hep yemek yaparlar, Baharat kavanozlarını açıp açıp kaparlar. Tencereleri tekrar tekrar yıkarlar. Bıçakla parmaklarını keser ve en azından bir bardak kırarlar. Kadınlar. Mutfakta dünyayı yeniden kurar, yeniden yıkarlar.






Kimse, olduğu kişi değil.
Herkes başkası.





Susarak anlaşan insanlar birlikte her şeyi yapabilirler. İyi ve kötü olan her şeyi.



1 yorum: