15 Kasım 2017 Çarşamba

Gabriel García Márquez- Aşk ve Öbür Cinler


"Kendisi söylemedi efendim," dedi hekim. "Yüreği söyledi; tıpkı kafese kapatılmış minik bir kurbağa gibi çırpınıyordu."



Düşüncelerini kabullenecek olursanız, hiçbir deli, deli değildir.




"İnsan hiçbir zaman inancını tam olarak yitirmez." diye karşılık verdi. "İçinde hep bir  kuşku kalır."

5 Kasım 2017 Pazar

George Orwell- Papazın Kızı


Dünyada zaten bunca kötülük varken yenisini aramanın alemi yok.





Bir saat öncekinden farklı biri olduğunu hissediyordu. İçinde ve dışında her şey değişmişti. Sanki beynindeki bir baloncuk patlamış da varlığını unuttuğu düşünceler, hisler, korkular özgür kalmıştı.





Esrarengiz bir şeydir inanç kaybı- inancı kendisi kadar esrarengiz. İnanç gibi, kaybı da temelde mantığa dayanmaz; daha ziyade zihinde yaşanan bir algı değişikliğidir.

25 Ekim 2017 Çarşamba

V. Hugo- Notre Dame'ın Kamburu


İstemek her şey değildir, dedi. İyi niyet çorbaya fazladan bir soğan katmaz, ancak cennete girmeye yarar.





Aşk, hem iki kişi hem de tek kişi olmaktır. Bir kadın ve erkeğin birbirinden erimesi, meleğe dönüşmesidir. Aşk cennettir.





Zaman kördür, insan aptal.





Bu dünyada Sorbonne teorilerinden ve Homeros'un dizelerinden başka şeylerin de olduğunu, insanın sevgiye ihtiyaç duyduğunu, şefkatsiz ve aşksız bir yaşamın kuru, gürültülü ve iç parçalayıcı bir çarktan başka bir şey olmadığını fark etti.





Çünkü ister dini, ister felsefi olsun bütün düşünceler devam ettirilmek ister, çünkü bir nesli harekete geçiren bir fikir diğer nesilleri de harekete geçirmek ve izini bırakmak ister.

1 Ekim 2017 Pazar

Şebnem İşigüzel- Ağaçtaki Kız


Kardeşiniz gökyüzüne yaklaşmak için mi yukarıda oturuyor?
"Kardeşim" dedim, "yeryüzünü iyi görmek için biraz daha uzaktan bakmak gerektiğini savunuyor."




İnsan bir başkasının hikayesidir. En çok da anne ve babasının. Genetiği geçtim, bu ruhen böyledir.





Dünya, hikayeden ibaret. Öyle olmasa çekilmezdi zaten.

26 Eylül 2017 Salı

Birhan Keskin- Yol


Ben seni hep sevgilim ben seni hep
yüzünden geçen dalgalardan okudum.
Gözlerine sevgi okudum ellerine şefkat okudum.
Annen seni inkar etmişti
Aldım etime dokudum.




Ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata.





Omurgamı aldın benim.
Omurgamı aldın.
Omurgamı aldın.
Omurgamı.

Niye?

17 Eylül 2017 Pazar

Hasan Ali Toptaş- Gölgesizler


Daha doğrusu herkesin, asla göremeyeceği halde görmek istediği kayıp bir yüzü vardır.




O zaman anlamış bütün gerçeği; ne yürüyormuş, ne duruyor. Yürüyorum dediği, durmanın ta kendisiymiş. Düş gibi bir şey yani... Koşarsın koşarsın da varamazsın hani; içindeki umut, varamadığın kadar büyür. Sen bakarsın ışıltıyla. İleriye uzanırsın (uzanmak istiyorsun yalnızca), uzandıkça da kolların uzar babam uzar... Gene de boşluğu avuçlarsın hep; düşünü düş yapan boşluğu...

9 Eylül 2017 Cumartesi

W. Somerset Maugham- Boyalı Peçe



Bazılarımız yolunu afyonla bulmaya çalışıyor, bazılarımız Tanrı'yla, bazılarımız viskiyle ve bazılarımız da aşkla. Bütün yollar aynı yöne gidiyor ve aslında hiçbir yere varmıyor.




Ama söyleyecek bir şeyi olmayan herkes susarsa, insanoğlu kısa sürede konuşma yeteneğini yitirir diye düşündü Kitty gülümseyerek.

23 Ağustos 2017 Çarşamba

Hasan Ali Toptaş- Kuşlar Yasına Gider




Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır.




                               
Bazı canlıları yara öldürmüyor, muhatapsız kalmak öldürüyor.


9 Ağustos 2017 Çarşamba

Pınar Kür- Asılacak Kadın

Merhaba! 💜
Pınar Kür'ün eskiden yasaklanmış olan fakat kazandığı dava sayesinde yeniden basılan romanı Asılacak Kadın'ı okudum.
Konusundan bahsedecek olursak: Hüsrev Bey karısı öldükten sonra, evlerinde hizmetçilik yapan Melek'i taciz etmeye başlar. Bir süre sonra onunla evlenir, Melek'e fikri sorulmaz, sonra ise onu para karşılığında başkaları ile beraber olmaya zorlar. Bütün köy bundan haberdardır ama kimse engel olmaya çalışmaz. Bir süre sonra ise Hüsrev Bey öldürülür. Okumayanlara bütün kitabı anlatmış olmamak için konusu hakkında daha fazla yazmayacağım.
Kitap hakimin, Melek'in ve konusunda bahsetmediğim Yalçın'ın ağzından olmak üzere 3 farklı bölümde yazılmış.
Pınar Kür, gençlik yıllarında gazetede okuduğu bir haber üzerinde yazmış bu romanı, bu da kesinlikle kitabı daha da etkileyici yapıyor.
Okurken beni çok üzdü, "neden" diye sorarken buldum sürekli kendimi.
Tavsiye ederim❤



Korku değil. Korkmuyorum artık. Yani kızmıyorum. Yani kızıyorum ama o ilk günkü gibi delice değil. Akıllıca. Ne yapacağını bilenlerin sabırlı kızgınlığı var içimde. 

5 Ağustos 2017 Cumartesi

Susanna Tamaro- Her Melek Korkunçtur


Yazmak didiklemektir.




Bak gerçekte hepimiz çoktan öldük, sadece dönüşen tozlarız. Boşluk bizi yaratıyor ve sonra gene boşluğa dönüyoruz. Bu nedenle, duygusallaşmak gereksiz bir şeydir."

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Oscar Wilde- Dorian Gray'in Portresi

Herkese merhaba!
Dorian Gray'in Portesi uzun zamandır okuma listemde olan ama nedense bir türlü okuyamadığım kitaplardandı. Hep başka kitaplara öncelik veriyordum -nedenini ben de bilmiyorum- 
Geçen aysa sonunda okuyabildim, ama paylaşması bu zamana kaldı. 😥

Konusundan kısaca bahsedecek olursam; Baş karakterimiz Dorian herkesin hayran olduğu genç, yakışıklı bir erkek. Kitapta ise onun ruhundan vazgeçerek sonsuz güzelliğe ulaşma arzusunu okuyoruz. Lord Henry onu bu değişime iten karakter diyebilirim. Spoiler vermemek için daha fazla yazmayacağım🙊
Kitap konusu ve anlatım tarzıyla benim için oldukça sürükleyiciydi -bir gün gibi kısa bir sürede okunabilecek kadar hem de-
Roman okumaktan hoşlanan herkesin okuyabileceği, güzel bir kitaptı. Tavsiye ederim💜

Dipnot: Bir süredir yoktum, birkaç küçük değişiklikle döndüm. Bana her zaman 'bana yazın' bölümünden ulaşabilirsiniz, sevgiler💜



Ruhumun tümünü, yakasına takacak bir çiçek yerine koyan birine vermiştim; kibrini okşayacak bir süs yerine koyuyor benim ruhumu, bir yaz gününde kullanılıp atılacak bir süs.





Şeytandan kurtulmanın yolu şeytana uymaktır.





Söcükler! Basit, sıradan sözcükler! Nasıl da korkunçtular! Nasıl duru, canlı ve acımasız! İnsan onlardan kaçamıyordu. Gene de nasıl elle tutulmaz bir büyüleri vardı! Maddesiz şeylere esnek bir form verme yeteneğine sahiptiler sanki, sanki kendilerine özgü bir müzikleri vardı, viyola gibi, flüt gibi tatlı. Gündelik sözler ha! Sözden daha gerçek bir şey var mıydı?


29 Temmuz 2017 Cumartesi

İnci Aral- Sevgili



Sevgi, insanın dünyaya açılan en güzel penceresidir.





Ah güzel çocuğum, çelişkimiz büyük. Senin özlediğin sakin hayatla benim geçmek zorunda olduğum yol çok farklı.






"Sen hiç değişmedin aslında, hep kendin olarak kaldın" dedi Yavuz. "Yalnızca zaman içinde tamamına erdin."




17 Nisan 2017 Pazartesi

Jeffrey Eugenides- Bakir İntiharlar

Herkese merhaba!❤
Bu kitabı okuyalı biraz oluyor ama tembelliğimden paylaşma fırsatı bulamamıştım. Geç olsun güç olmasın diyerek buraya bırakıyorum :3
Henüz izlememiş olsam da beyaz perdeye aktarılmış olan bu kitap, 5 kız kardeşin teker teker kendilerini öldürmesini konu alıyor.
Benim için oldukça sürükleyiciydi. Onları anlamaya, iç dünyalarına girmeye çalışmak oldukça güzeldi. Fırsat bulur bulmaz filmini de izlemek istiyorum 👀

Dipnot: Daha önce söylemiş miydim bilmiyorum ama ben inanılmaz unutkan biriyim. Bir kitabı çok sevip aşık olsam da azıcık zaman geçince unutabiliyorum. Bu bloğu 5 yıl önce, yaklaşık olarak bu zamanlarda açmıştım. Sırf okuduğum güzel şeyleri unutmamak, geri dönüp baktığımda hemencecik anımsayabilmek için. Kendim için yaptığım bir şeydi yani, bir nevi günlük gibi. Bir şeyleri paylaşırken çoğu zaman benden başka kimsenin okumadığını düşünerek paylaşıyordum. Bunun bu kadar büyüdüğünü, benden başka insanlar tarafından da okunduğunu bilmek öyle güzel bir his ki, tarif edemiyorum... Bugün seminyeri 50000 tıklanma olmuş. Çok teşekkür ederim. Umarım içinde kendimizi bulup aşık olacağımız güzel satırlar hiç bitmez. Sizi seviyorum❤




Konuşmanın da susmanın da bir sırası vardır.

9 Nisan 2017 Pazar

Halid Ziya Uşaklıgil- Mai ve Siyah


Herkese merhaba! ❤
Mai ve Siyah'ın Can Yayınları'ndan çıkan, içinde yazarın düzenlemelerini de içeren açıklamalı orjinal metin baskısını okudum.
Bir çırpıda okudum diyemem, çünkü kullanılan kelimeleri iyice anlayabilmek ve anlatılan olaylarda verilmek istenen mesajları kavrayabilmek için yavaş okunması gerekiyordu. 
Kitabın konusundan azıcık bahsedecek olursam; başkahramanımız Ahmet Cemil. Babası vefat ettikten sonra annesi ve kız kardeşine bakabilmek için çeşitli işlerde çalışıyor, bu sırada okuldan arkadaşının kız kardeşine -Lamia- gönlünü kaptırıyor ve onu düşünerek bir kitap yazmaya başlıyor. Kız kardeşi birisiyle evleniyor fakat bu evlilik kimse için iyi bitmiyor diyebilirim. 
Okumayanlar için ip ucu vermek istemediğimden sonuna çok değinmeyeceğim ama üzüldüğümü belirtmeden geçemem. Son sayfaları birkaç kez okudum ve her seferinde lütfen böyle pes etme dedim Ahmet Cemil'e 😭
Ne yapalım, Halit Ziya'yı kalp kıran sonlarıyla da seviyoruz :3
Peki bu kitabı kim sever, kim sevmez?
Kitap okurken bilmediğiniz kelimelerin olmasından ya da ağır bir üsluptan hoşlanmıyorsanız bu kitabı sevmemeniz çok olası. Ama yeni kelimeler öğrenmeyi severim, kitabı ağır ağır okurum derseniz bu kitaptan hoşlanacaksınız.

Bu kitap veya herhangi bir kitap hakkında konuşmak için bana mail adresimden ulaşabilirsiniz.Sevgiler❤




Bu dakika uzun bir zaman kadar hatıralarla malidir, bu bir dakikada bütün yaralar -henüz taze kanayarak, her biri bir başka hatıranın ateşiyle yanarak- inkişaf eder. Kalbin binlerce noktalarından birer ıstırap eniniyle binlerce menfez açılır; türlü kırık ümitler, acı yeisler, matem hayalleri, bütün hayatın o ağlayan hediyeleri acı -bir kabristanın ervahı bezmi gibi- feryatlarıyla, giryeleriyle sürüne sürüne buluşurlar. Bir gıriv ve matem mecmuası! Yalnız küçük bir dakika: O vakit gözler kapanır, güya şu elem mahşerinin üzerine düşmüş bulutlarla mahmul bir sema... Artık ağlamak zamanı gelmiştir.






Ah! Hissiyata taalluk eden şeylerde erkekler kadınların ne kadar dünunda!

31 Mart 2017 Cuma

Honoré De Balzac- Vadideki Zambak

Birkaç haftalık ufak bir aradan sonra, merhaba :3
Bundan sonra alıntıları paylaşırken kitap hakkında da kısaca bir şeyler yazmaya karar verdim -Umarım-
Vadideki Zambak'ı İş Bankası Yayınları'ndan aldım. Uzun bir kitap olmasına rağmen kullanılan dil sayesinden hiç sıkılmadan okudum diyebilirim. 
Karakterler, karakterlerin duygu ve düşünceleri uzun uzun anlatıldığı için kendimi olayın içinde hissettim, sanki bu olaylar bir arkadaşımın başından geçmiş gibiydi benim için.
Merak edenler için konusundan kısaca bahsedecek olursam; başkahramanımız küçüklüğünden beri ailesi tarafından sevilmeyen, ve onlardan uzakta olan biri. Bir gün bir davette gördüğü evli bir kadına -Madam de Mortsauf- ilk görüşte aşık oluyor. Daha sonra onun yaşadığı yere giderek, madama yakın olma pahasına kocası ile de arkadaşlık kuruyor. Kont Felix'in Madam'a olan aşkı, Madam'ın ona duyduğu hisler ve bu hisler için kendisinden nefret etmesi o kadar güzel anlatılmıştı ki okurken bir yandan da kara kara düşündüm şimdi ne yapacaklar diye.
Kitap aynı zamanda 19. yüzyılın sosyal yaşantısını da bizlere aktarıyor.
Peki bu kitabı kimler okumalı, kimler okumamalı? Eğer karakterleri derinlemesine tanımayı seviyorsanız bu kitaptan hoşlanabilirsiniz. Fakat bana olay lazım, karakterler mühim değil diyenler bu kitabı okurken biraz sıkılabilirler benden söylemesi :3

Bu kitap veya herhangi bir kitap hakkında konuşmak için bana mail adresimden ulaşabilirsiniz. Sevgiler ❤



Zaten bencillikle lekelenmiş sevgi ifadeleri sempati uyandırmaktan uzaktır; yürek her tür ince hesaptan ve yarar beklentisinden nefret eder.


8 Mart 2017 Çarşamba

Ali Ural- Posta Kutusundaki Mızıka


Sevgili Dost,
Bana öyle bir kelime söyle ki hiç eksilmesin.





O halde, "Bizi mutlu kılan şey şartlardan çok, ruhumuzdur." İstemekle değil, istememekle hür olan ruhumuz.






Sevgili Dost, 
Eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üstüne koysalar, elini bulabilirim onların içinden.


23 Şubat 2017 Perşembe

Murat Gülsoy- Bu Filmin Kötü Adamı Benim


"...Bence aşk hazırlıksız yakalanılan bir şeydir. Beklemediğin bir anda. O yüzden insanlar tedirgin olurlar. İnanamazlar. Yok canım, derler, bu aşk değil..."




Islak toprak kokuyordu dünya. Ayaklarımı bastığım yerde başlayan ve biten bir dünya. Öylesine tek bir noktada teğetim ki dünyaya, her an düşebilirim baba.




"Hele şehir hayatı... Artık nedenini çoktan unuttuğumuz, üzerine hiç düşünmediğimiz şeyleri yapıp durduğumuz bir yer."

13 Şubat 2017 Pazartesi

Henrietta Rose- Hep Eve


Thom'un yüzüne dokunmak için uzandığı o anda bile, kendisinin hangisini olduğunu tam olarak bilmiyordu, leopar mı, avcı mı? Taştan kutunun içinde olan mı, yoksa karşısında durup tuzak kapısının kapanışını tekrar tekrar izleyen mi?






Ne var ki şehirde? Açgözlülük ve keder var, o kadar. Açgözlülük ve keder.





Dünya bir okyanustu. Öyle hüzünlü bir maviydi ki havuzların rengini silip atıyordu.



6 Şubat 2017 Pazartesi

Paulo Coelho- Şeytan ve Genç Kadın


 Hayat, bize meydan okurken beklemez. Hayat, geriye bakmaz.




İnsanlar hem her şeyin değişmesini isterler hem de her şeyin hiç değişmeden sürüp gitmesini.






Dünya kurulduğunda haksızlık da bir tutamdı. Ama her yeni kuşak, ne önemi olur diye düşünerek biraz biraz üstüne ekledi, görün bakın şimdi ne durumdayız.






Tanrı'nın bile bir cehennemi vardır: insanlara duyduğu sevgi.





İnsanın sahip olabileceği en değerli şeyi yitirmiştim ben: insanlara duyulan güven.