kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2019 Cumartesi

Danıel Pennac- Roman Gibi



Okuma toplumsal zamanın örgütlenmesine bağlı değildir; o aşk gibi, bir varolma tarzıdır.




İnsan hayatta olduğu için ev yapar, ama ölümlü olduğunu bildiği için kitap yazar. Sürü halinde yaşadığı için topluluk içinde oturur, ama yalnız olduğunu bildiği için okur.

23 Nisan 2019 Salı

Emily Bronté- Uğultulu Tepeler

Cennet benim yerim değil gibi geldi bana. Yeniden dünyaya dönmek için ağlaya ağlaya bir hal oldum.




Yeryüzünde her şey yok olsa da yalnız o kalsa, ben var olmakta devam ederim; başka her şey yerinde dursa da yalnız o yok olsa, evren bana tümüyle yabancılaşır.
Linton'a olan sevgim ormandaki yapraklar gibidir. İyice biliyorum ki, kış ağaçları nasıl değiştirirse, zaman da benim sevgimi değiştirecektir. Heatcliff'e olan sevgim ise toprak altındaki değişmez kayalar gibidir. Görünüşte pek hoşa gidecek yanı yoktur, ama onsuz olmaz.

21 Kasım 2018 Çarşamba

Jeanette Winterson- Tutku



İnanç oldu mu her şey mümkündür.





Karanlıkla ölümün aynı şey olduğunu düşünürdüm eskiden. Sanki ölüm, ışığın yokluğuydu. Sanki ölüm, insanların alışverişlerini, sevişmelerini her zamanki gibi ama daha inançsızca sürdürdükleri bir gölgeler diyarından başka bir şey değildi. Gece, gündüzden daha geçici gelir insanlara, özellikle de aşıklara; daha az belirlidir ayrıca. Bu bakımdan yaşamlarımızın bir özetidir, çünkü yaşam belirli değildir ve geçicidir. Gündüz bunu unuturuz. Gündüz her şey sonsuza dek sürüp gider. Burası hiçbir şeyin belirli olmadığı bir kent. Yıllar ve yüzler birbirlerine benzer ama değildirler. Ölüm de böyle olacak. Hiç tanışmadığımız insanları tanıyıp duracağız sonuna dek.
Ama karanlık ile ölüm aynı değil.
Biri geçici, öteki değil.

21 Ekim 2018 Pazar

Sophokles- Elektra


Dikkat et, insanlara böyle bir kanun vazetmekle, kendi felaket ve pişmanlığına sebebiyet vermiş olmayasın? Çünkü birine karşılık başka birini öldürmeye hakkın varsa, adalet yerine gelsin diye en başta senin ölmen lazım.




Görüyorum ki ancak ölüler ıstırap çekmiyor.



16 Ekim 2018 Salı

Robert Charles Wilson- Dönüş


Hiçbir şey söylemedik çünkü sözcükler bize mani olurdu. Sözcükler yalan olurdu. Sözcükler olmadan seviştik, ancak her şey olup bittikten sonra kendimi düşünürken yakaladım: Bu akmasın. Sadece bu.





Dünya sürprizlerle dolu. Hepimiz, kendimize ve etrafımıza yabancı olarak doğuyoruz. Arada sırada usulen birbirimizi tanıyoruz.

6 Ekim 2018 Cumartesi

Halit Ziya Uşaklıgil- Aşkı Memnu



Kalplerimizde bazı illetler vardır ki vücudun tamamıyla ensicesine hulül etmedikten sonra keşfolunamayan hafi emraza mahsus bir nüfuz hıyanetiyle kendisini göstermeden, tahriblerini haber vermeden derüni bir yangın dumansızlığıyla yanar, yanar; bu bir ateştir ki mahiyetini bilmeyiz, vücudundan haber almayız; o yavaş yavaş, vazifesinden emin, devam eder; nihayet bir gün birden bire, bir hiç, bir dakikalık bir vukuf bize gösterir ki kalbimizde bir yangın var. Nedir? Nereden tevellüd etmiştir? Bir yangın nasıl serseri bir rüzgarın kanatlarıyla düşerek orasını tutuşturmuştur bilemeyiz.





"Bilseniz, bilseniz" diyordu, "sizde bir şey var ki insanı çılgınlıklar yapmaya sevk ediyor."

3 Ağustos 2018 Cuma

A.j. Kazinski- Son İyi Adam



"İnsanlar yanlış tanrılara ibadet ediyor."
"Hangi tanrılara?"
"Kendilerine."




"Mutlak gerçek sadece aptal insanlar içindir. Ne kadar az bildiğimizi anlamak için biraz zeka gerekir."




"Ya hayatımızın kontrolü sandığımız kadar elimizde değilse?"




"...Hannah ellerini onun elleri üstüne koydu ve bütün sözcükler anlamını yitirdi."




"Günahı, insanlığın bir parçası olarak kabul ettiğimizde bir arada yaşayabiliriz."






15 Temmuz 2018 Pazar

Anthony Burgess- Otomatik Portakal



Bir dünyaya sırf Tanrı'yla bağlantı kurmaya getirilmediniz. Böyle şeyler insanın tüm gücünü ve iyiliğini tüketebilir.




"Her insan sevdiği şeyi öldürür."



27 Mart 2018 Salı

Sam Savage- Cam

Merhaba!❤

Cam kitabını daha önce duymamıştım, kitapçıda gezerken ilgimi çekti ve okumak istedim.
Kitapta Edna karakterinin iç dünyasını okuyoruz. Edna, depresif ve yalnız bir karakter. Düşünceleri düzenli bir akışla akmıyor, fakat okudukça size daha anlaşılabilir geliyor.
Kitabı okurken gerçekten birinin zihnini okuyormuşum gibi hissettim, benim için güzel bir histi 😊 
Eğer kitaptan beklentiniz akıcı olayların, düzenli bir zaman çizgisinde anlatılmasıysa Cam kitabı size uygun olmayabilir. Ama benim beğendiğim bir kitap oldu :3
Alıntıları buraya bırakıyorum, mutlu günler 💕



"Dünyaya o kadar uzun süre baktı ki sonunda bakmaktan yoruldu."




Bir tutarsızlık var. Belki de dünyada gerçekleşen olaylar sözcüklerle anlatılamayacak kadar büyük. Savaş çok büyük. Onlarsa, sözcükler yani, dışarı çıkmak için pencere camlarına çarpan böcekler gibi minicik ve dışarıda çalkantılı bir dünya var. 
Belki de tam tersidir: Büyük olan sözcüklerdir aslında, bazı sözcükler fazla büyüktür. "Sevgi" sözcüğü çok büyük mesela.

18 Şubat 2018 Pazar

Anthony Burgess- Doktor Hastalandı


İnsanın kullandığı bu deyimler oldukça anlamsız. Kelimeler güvenilmez şeyler.





Ama bir şey nasıl ispatlanır ya da aksi ispatlanırdı? İnsanların gerçekle bağları ne kadar zayıftı, sadece hatırlamak istediklerini hatırlıyorlardı.



Murat Gülsoy- Öyle Güzel Bir Yer Ki



Sevgi bir dil belki de, insanın kendinden başkasıyla konuşabildiği en müthiş dil.




Aşk insanın tercih ettiği bir şey değil ki. İnsanın başına geliyor.



14 Ocak 2018 Pazar

Turgut Özakman- Romantika


Galiba eski insanların kirli çıkılarında her derde deva bazı iksirler, türlü yaşama hünerleri var. Keşke bizim de böyle iksirlerimiz, hünerlerimiz olsaydı...




Herkesin hayatta bir kez bir mucize yaşamak hakkı olduğuna inanıyorum. Benim payıma düşen mucize de sensin.



5 Aralık 2017 Salı

Elif Şafak- Baba ve Piç


İçerideki uçurum seni dışarıdaki dünyadan daha çok heyecanlandırıyorsa pekala içine, yani kendi zihnine düşebilirsin.



Bu açıdan annesinin kızı- her türlü gürültüyü kaldırabiliyor ama sessizlikle başa çıkamıyor.

15 Kasım 2017 Çarşamba

Gabriel García Márquez- Aşk ve Öbür Cinler


"Kendisi söylemedi efendim," dedi hekim. "Yüreği söyledi; tıpkı kafese kapatılmış minik bir kurbağa gibi çırpınıyordu."



Düşüncelerini kabullenecek olursanız, hiçbir deli, deli değildir.




"İnsan hiçbir zaman inancını tam olarak yitirmez." diye karşılık verdi. "İçinde hep bir  kuşku kalır."

25 Ekim 2017 Çarşamba

V. Hugo- Notre Dame'ın Kamburu


İstemek her şey değildir, dedi. İyi niyet çorbaya fazladan bir soğan katmaz, ancak cennete girmeye yarar.





Aşk, hem iki kişi hem de tek kişi olmaktır. Bir kadın ve erkeğin birbirinden erimesi, meleğe dönüşmesidir. Aşk cennettir.





Zaman kördür, insan aptal.





Bu dünyada Sorbonne teorilerinden ve Homeros'un dizelerinden başka şeylerin de olduğunu, insanın sevgiye ihtiyaç duyduğunu, şefkatsiz ve aşksız bir yaşamın kuru, gürültülü ve iç parçalayıcı bir çarktan başka bir şey olmadığını fark etti.





Çünkü ister dini, ister felsefi olsun bütün düşünceler devam ettirilmek ister, çünkü bir nesli harekete geçiren bir fikir diğer nesilleri de harekete geçirmek ve izini bırakmak ister.

31 Mart 2017 Cuma

Honoré De Balzac- Vadideki Zambak

Birkaç haftalık ufak bir aradan sonra, merhaba :3
Bundan sonra alıntıları paylaşırken kitap hakkında da kısaca bir şeyler yazmaya karar verdim -Umarım-
Vadideki Zambak'ı İş Bankası Yayınları'ndan aldım. Uzun bir kitap olmasına rağmen kullanılan dil sayesinden hiç sıkılmadan okudum diyebilirim. 
Karakterler, karakterlerin duygu ve düşünceleri uzun uzun anlatıldığı için kendimi olayın içinde hissettim, sanki bu olaylar bir arkadaşımın başından geçmiş gibiydi benim için.
Merak edenler için konusundan kısaca bahsedecek olursam; başkahramanımız küçüklüğünden beri ailesi tarafından sevilmeyen, ve onlardan uzakta olan biri. Bir gün bir davette gördüğü evli bir kadına -Madam de Mortsauf- ilk görüşte aşık oluyor. Daha sonra onun yaşadığı yere giderek, madama yakın olma pahasına kocası ile de arkadaşlık kuruyor. Kont Felix'in Madam'a olan aşkı, Madam'ın ona duyduğu hisler ve bu hisler için kendisinden nefret etmesi o kadar güzel anlatılmıştı ki okurken bir yandan da kara kara düşündüm şimdi ne yapacaklar diye.
Kitap aynı zamanda 19. yüzyılın sosyal yaşantısını da bizlere aktarıyor.
Peki bu kitabı kimler okumalı, kimler okumamalı? Eğer karakterleri derinlemesine tanımayı seviyorsanız bu kitaptan hoşlanabilirsiniz. Fakat bana olay lazım, karakterler mühim değil diyenler bu kitabı okurken biraz sıkılabilirler benden söylemesi :3

Bu kitap veya herhangi bir kitap hakkında konuşmak için bana mail adresimden ulaşabilirsiniz. Sevgiler ❤



Zaten bencillikle lekelenmiş sevgi ifadeleri sempati uyandırmaktan uzaktır; yürek her tür ince hesaptan ve yarar beklentisinden nefret eder.


8 Mart 2017 Çarşamba

Ali Ural- Posta Kutusundaki Mızıka


Sevgili Dost,
Bana öyle bir kelime söyle ki hiç eksilmesin.





O halde, "Bizi mutlu kılan şey şartlardan çok, ruhumuzdur." İstemekle değil, istememekle hür olan ruhumuz.






Sevgili Dost, 
Eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üstüne koysalar, elini bulabilirim onların içinden.


6 Ocak 2017 Cuma

Arno Strobel- Koğuş


Hayatın tümü çeşitli olaylarda oluşuyordu. Her saniye milyarlarca ışın demeti halinde birbirine doğru hareket eden insanlardan, hayvanlardan ve eşyalardan. Her buluşma bir olaydı ve her biri üzerinde durmaya değerdi, çünkü tek bir unsur bile yolundan sapsa bu, dünyayı değiştirebilirdi.





Bence bu hikaye o kadar inanılmaz ki gerçek olması lazım. Bütün bunları uydurmuş olacak kadar kaçık olamazsın.





Hayır.
Bu kadar basitmiş meğer.
Sadece bir kelime ama aynı zamanda bütün dünyası olan şey.


17 Aralık 2016 Cumartesi

Bir Genç Kızın Uyuşturucu Günlüğü


Çoğu insanın içten kanaması çok iyi, yoksa her taraf kan revan olurdu.




Korkuyorum. Bu ilginç değil mi? Hem yaşamaktan hem de ölmekten korkuyorum.

8 Aralık 2016 Perşembe

Yekta Kopan- Bir de Baktım Yoksun


Yıllar sonra anladım ki, ruhlarına yakın gelmeyen tüm davranışlara tuhaflık diyormuş insanlar...





Film şeridi falan palavra bence, sadece bir an var, bütün hayatın anahtarı sayılabilecek bir an.





Bazen ne düşünürdüm biliyor musun? Sanki bilmediğim bir yerde bir dünyan vardı senin. Hani böyle fantastik filmlerde falan olur ya, konuşan ağaçlar, takım elbise giymiş tavşanlar, kendine kendine yazan kalemler... Anladın işte. Belki de o çocuksu hallerin yüzünden böyle düşünüyordum. Benim her gün kavga dövüş içine daldığım gerçek hayat ne zaman üstüne gelse oraya kaçardın işte. Hem de beni yanına almadan. Gitmen değildi beni üzen, beni de götüremeyecek kadar korkak olmandı.